leyleği havada görmek...

Günün Sözü

5/11/2009 -Kategori: İş Hayatı





..Rahat Zahmetle, Zahmet Rahatla Gelir..

Yorum (0) Kalıcı Bağlantı

“GRİP” için bir “Eski zaman” öyküsü… (Şehir Efsanesi Olabilir Ama Bi Zararı yok)

20/10/2009 -Kategori: Sağlık

Muhtemelen İlaç Kartelleri tarafından yaratılan "Domuz Gribi" enfeksiyonuna karşı yoğun bir "İlaç ve aşı" kampanyasının yürütülmekte ve bunların karlarına kar katmak için, bu içinde ne olduğu belirsiz "aşı" yı hükümetler aracılığıyla pazarlama peşlerinde olduğu bu günlerde, yayılması en kolay hastalık olan "Grip" ile ilgili bu küçük ama ÖNEMLİ, eskilerin bazı rahatsızlıklar için ne gibi doğal çareler bulduğunu bize hatırlatan, ders alınabilecek öykü belki bir nebze yardımcı olabilecektir. .. 

Huzurla kalın...  

“GRİP”  için bir “Eski zaman” öyküsü…

“1919 yılında, Dünyada 40.000 milyon kişinin “Grip” ten öldüğünde, bir Doktor  birçok çiftçiyi Griple mücadelede yardım amacıyla ziyaret eder. Birçok çiftçi ve ailesi Grip kapmıştır ve birçoğu ölürler.

Doktor  ziyaretlerine devam eder  ve bir sürprizle karşılaşır, ziyaret ettiği bir çiftçi ve ailesi çok sağlıklıdır. Doktor böyle olabilmesi için aileye herkesten farlı ne yaptıklarını sorar ve cevaben çiftçinin hanımı  odaya, bir tabak içine “soyulmamış” bir “SOĞAN”  koyduklarını (muhtemelen diğer odalara da) söyler. Doktor buna inanamaz ve bu “soğan” lardan birini alarak Laboratuvarda Mikroskop altına koyarak inceler ve “soğan” ın içinde “Grip” virüsünü görür.”Soğan” açıkça “Grip” bakterisini absorbe etmiş, emmiştir  ve  bu sayede de aile sağlıklı kalmıştır.

Evet, ben bu hikâyeyi  Kuaförümden duydum. O, bana yıllar önce birçok çalışanının  “Grip” olduğunu ve böylece müşterilerinin de “Grip” kaptığını anlatmıştı. Gelen yılda o, dükkânına çukur bir tabak içinde bir “SOĞAN” yerleştirir. Ve büyük bir sürpriz yaşar, o yıl hiçbir personeli “Grip” olmamıştır. O işe yaramıştır…(hayır, şimdi o sanıldığı gibi bir “soğan” işinde değildir)

Bu öyküden alınacak ders, bir miktar “soğan” almanız ve evinizin çevresinde bir yerlere yerleştirmenizdir. Ne olduğunu görmek için onu deneyin. Biz geçen yıl onu denedik ve asla “Grip” olmadık.

Eğer o sizi ve sevdiklerinizi  bu hastalıktan kurtarırsa ne güzel. Buna rağmen şayet “Grip” olursanız, o daha yumuşak ve uysal  geçebilir.

Bir miktar “SOĞAN” satın almaya vereceğiniz birkaç liradan başka ne kaybedebilirsiniz? ...”

Sağlıklı ve Huzurlu günler geçirmeniz dileğiyle.

Yorum (0) Kalıcı Bağlantı

Paronayamı....?

20/10/2009 -Kategori: Hayata dair

Nerden Çıktı Bu domuz Gribi.? Nereye Gitti Kırım Kongo Kanamalı Ateşi .?
(Nereye Gitti Kene Isısrmaları)

Yorum (0) Kalıcı Bağlantı

Özel Hayatımızda Güvenlik... Nedir Bu ?

Özel Hayatımızda Güvenlik... Nedir Bu ?  

  • Son yıllarda;
  • çocuk veya yaşlı  fark etmez, gün içinde saldırıya uğrayan, kaçırılan veya öldürülen  kurbanların sayısının artmasından dolayı  
  • Ülkemizde ve özellikle de İstanbul’da durum farklı olmadığı  için….
  • Lütfen bir göz atıp, Sevdiklerinizin güvenliği için sevdiklerinizle paylaşınız.

 
Dirsek

1)

  • Vücudun en sert ve dayanıklı bölgesi olduğu için en iyi silahınız dirseğinizdir,
  • Kullanacak kadar yakınsanız, dirseğinizi savunma silahı olarak kullanınız.

 
Cüzdan
 
2)

  • Hırsız sizden cüzdanınızı istiyorsa, CÜZDANI ONA VERMEYİNİZ.
  • Bunun yerine, cüzdanı uzak bir yere fırlatmayı deneyiniz.
  • Hırsız sizden çok cüzdanla ilgilenirse, TERS İSTİKAMETE DOĞRU hızla kaçınız.

 
Bagajda kilitli kalırsanız

3)

  • Herhangi bir şekilde bir arabanın bagajında kilitli kalırsanız, ayağınızla arka farları kırıp çıkartmaya çalışın.
  • Oluşan boşluktan elinizi dışarı çıkarıp elinizi sallayarak dikkat çekmeniz mümkün olabilir.
  • Aracın şoförü elinizi göremez, fakat arkadan gelen araçları sizin zor durumda olduğunu fark edebilir.

 
Bayan Sürücüler

4)

  • Özellikle bayan sürücüler, iş çıkışı, alışveriş v.b. faaliyetlerden sonra, arabalarına binip bir şeylerle uğraşma eğilimindeler.

(çanta düzeltme, makyaj tazeleme,
cüzdan yerleştirme, fatura kontrolü gibi).
BUNU YAPMAYINIZ.

  • Bu zaman, kötü niyetli kişilere aracın sağ veya arka koltuğuna binip, başınıza bir silah tutma zamanı ve imkanı verir.
  • Aracınıza biner binmez kapıları kilitleyip, HEMEN hareket ediniz.

 
Araca Binerken

5)

  • Aracınıza park yerlerinde veya evinizin önünde binerken dikkat etmeniz için birkaç öneri :

 

  • a) Aracınıza binmeden sağınıza, solunuza,arkanı za, ön ve arka koltuklarına ve yerlerine bakarak, etrafı şüpheli durumlar-kişiler için kontrol edelim.
  • b) Şayet aracınızın yanına büyük bir kamyon veya Tır park etmişse, aracınıza şoför kapısından değil, yan kapıdan giriş yapınız.
  • Birçok seri katilin, kurban kendi aracına binerken, kurbanlarını büyük araçların içine çektikleri tespit edilmiştir.

 

  • c) Aracınızın yanına park etmiş olan aracın yan koltuğunda tek başına bir erkek oturuyorsa, belki alışveriş merkezine geri dönmek, sonra geri gelmek veya bir güvenlik görevlisinin sizi izlemesini rica etmek uygun olacaktır.
  • Unutmayınız ki, temkinli olmak, pişman olmaktan daha iyidir.
  • Hatta paranoyak olmak, ölmüş olmaktan daha iyidir!

 
Asansör

6)

  • Merdivenleri kullanmaktansa, asansörü tercih ediniz.
  • Issız merdivenler ve merdiven boşlukları her tür suç ve şiddet için uygun mekanlardır.
  • (özellikle de geceleri.)

 
Silah

7)

  • Saldırganın bir silahı varsa ve siz onun kontrolü altında değilseniz, KAÇINIZ.
  • Onun sizi kaçarken vurma ihtimali 100 atışta 4’dür.
  • Vursa bile, kurşunun yaşamsal bir organa gelme ihtimali daha da düşüktür.
  • Koşarak kaçınız, hatta yapabilirseniz, zig zag çizerek kaçınız.


Duygusallık

8)

  • Bayanlar olarak çok duygusal ve sempatik yaklaşımlarımız olmaktadır.
  • Bu devirlerde BUNDAN VAZGEÇİN.
  • Bazı seri katiller bunu kullanmak için, ayağı kırılmış, bastona ihtiyacı olan, sakat kişiler rolünü oynamaktadır.
  • Aracına binmesine yardımcı olmanızı isteyebilir ve orada sizi yeni kurbanına çevirebilir.

 
Kapıdan Satışlar

9)

  • Kapıdan pazarlamacılar sizin kapınızda size yeni bir parfüm, deterjan vb.. yeni bir ürünü test için koklamanızı isterler,
  • SAKIN YAPMAYIN, KOKLAMAYIN.
  • Ayıldığınız da ( eğer ayılabilirseniz. !) belki soyulmuş olacaksınız, belki de iç organlarınız olmayacak,

 
İlginç

10)

  • Son bir güvenlik uyarısı daha :
  • Son zamanlarda katil veya hırsızlar, kurban seçtikleri ve yalnız olduklarını bildikleri bayanların kapısının önüne, bebek veya çocuk ağlaması kaydedilmiş teypler bırakıyormuş.
  • Bu sesi duyan bayanlar meraktan veya merhametten kapıyı açtığında saldırıya uğrayabilirler.
  • Lütfen her tür olağandışı ses, gürültü v.s.’de MUTLAKA ÖNCE YARDIM ÇAĞIRINIZ.


Paylaşmak Güzeldir

  • Lütfen bu bilgileri, kendilerinde endişe yaratmadan, ama konuya yeterince önem ve ciddiyeti vererek, sevdiklerinizle ve hatta çocuklarınızla paylaşınız.
  • Maalesef her geçen gün daha güvensiz ve tehlikeli bir dünyada ve şehirde yaşadığımız için, eşlerimizi, arkadaşlarımızı ve çocuklarımızı korumak için onları bilinçlendirmemiz ve farkındalıkları nı arttırmamız gerekiyor.

Yorum (0) Kalıcı Bağlantı

ALKIŞLAR DİYASPORACI BEYİNLERE

15/10/2009 -Kategori: Siyaset

ALKIŞLAR DİYASPORACI BEYİNLERE

Kürt Açılımı söylemleri hazmetme yolunda söylene dursun, Ermenistan ile Türkiye arasında protokol imzalandı…

 
İmzalayanları tebrik etmekten başka bir yol kalmıyor… Alkışlamak lazım elbette..
 
Azerbaycan’la ve dolayısıyla Büyük Türk Dünyası ile sınırlarımızı kesen Ermenistan’a sınırlarımızı açmalıyız zira dostluk – kardeşlik, yurtta sulh cihanda sulh, ülkeler arası kavgalara son, şunlarla bunlarla ittifak…
 
Türk Dünyası ile sınırımızı kapatırken binlerce Azeri Türk’ü katleden, Hocalı’da bebek-çocuk-kadın-yaşlı demeden kesen sevgili Ermeni kardeşlerimizle birlik olmalı ve Azerileri de Türk dünyasını da defterden silmeliyiz… Hem zaten Azerbaycan Ruslarla işbirliği içine giriyor ya! Bi imza attık diye hemen gidip Rusya ile işbirliği yapıyor ya!
 
Protokole imza atılmasını bekleşen bütün Avrupalı ve Amerikalı dostlarımızı memnun etmeliyiz.
 
Azeri dostlarımız da nasılsa bizimle aynı dili konuşuyor, aynı soydan aynı kandan. Onlara da bu atılan imza kazığını hazmettiririz nasılsa.
 
Kendi başına yeter, manda kabul etmeyen, bağımsız ve büyük bir Türk Devleti olarak varlığımızı alnımız ak, başımız dik sürdürelim… Düşmanlarımıza dostluğu öğretelim, iyiliği öğretelim, her yediğimiz yumrukta kalkıp yolumuza dostça devam edelim. Bunu dünya bile böyle istiyor.
 
Alnımız Ak olmalı, düşüncemiz Ak… Dostluk-kardeşlik-iyi ilişkiler, yurtta sulh, cihanda sulh… Onların istedkleri vaatleri vermeli ve sözlerimizin arkasında durmalıyız. Sarkisyan durmazsa durmasın, biz sözümüzün arkasında duran bir milletiz ve "Karabağ'dan vazgeçecez" demişsek, yanlışlıkla da olsa sözümüzde dururuz okadar! Biz dürüst ve Ak düşünen beyinleriz...  
 
Silelim dağımızdan taşımızdan kırmızı çizgileri, silelim dünyadan Türklüğü…
 
Diyecek bir söz artık yok…
 
Günümüzde sözde aydınlar arasında moda olan Bebek katilleri ile dost olmak lazım… Olanları alkışlamak lazım… Sesini çıkarmayanları, sesini çıkaranların yanında olmayanları, sesini çıkaranların seslerini kesenleri… Hepsini bil cümle kucaklamak lazım…
 
Alkışlar tüm kurum ve kuruluşlarımıza,
Alkışlar diyasporacı beyinlere…
Alkışlar hepinize…
Özür dileyicileri de alkışlamıştık hep birlikte...

Ama unutmayın ki Allah her zaman mazlumun yanındadır.
Er ya da geç bunun hesabını görecektir…

Durum Meclise getirilecek.

Sayın Başbakan'ın "Eğer Ermeniler Karabağ'dan çekilmez ise Meclis ikna olmaz" dediğine göre eğer Vekillerimiz ikna olmazsa yaşanacak olanlar şunlardır:

Ermeniler çekilir ise bir sorun yaşanmayacaktır. Bu durumda tam olarak çekilinceye kadar sınırlar açılmamalıdır. Çekileceğine dair sözlü verilecek vaadler esas alnmamalıdır. Zira bunlara güven olamaz çünkü yazılı belgelerle bile kimseyi ikna edemiyoruz. İşte bir de Kıbrıs örneği var önümüzde...

Protokolün yürürlüğe girmesinden itibaren 2 ay içerisinde ortak sınırın açılması hususunda anlaşma imzalandığına göre; bu çekilme en geç iki ay içerisinde yapılması gerekmektedir.

Ermeniler çekilmezler ise durum Meclisin ikna olup olmayacağı ile belli olacaktır. Meclis Ermenilerin vaadlerine göre hareket ederek oylama yapacaktır. 
Ermenilerin çekilmemelirine rağmen İkna olurlar ise vatandaş olarak yapılailecek tek şey kalıyor: Alkışlamak...

Eğer ikna olmazlar ise Ermeniler fiili olarak Karabağ'ı terk edecek, Meclis kararını verecek ve sınırlar açılcaktır. Azeri dostlarımız küsmeyecek ve sorun çözülmüş olacaktır. Hep birlikte iktidar ve muhalefet kol kola olduğunu gösterecektir. Hiç kimse Hükümete hiç bir şey söyleyemeyecektir.

Ancak esas tehlike;
 
Irak-Amerika savaşında Meclisten tezkere geçmemişti ama 1 Eylül 2004 te Resmi Gazetede yayınlanan tebliğe göre 6 hava alanı ve 7 limanı Amerika jetlerine açılmıştı. Ve Amerika 1 Milyon müslümanın canına kıydı.

Iğdır'da sınırların açılma çalışmaları aylar öncesinden başlatıldığı söylendi televizyonlarda...Eğer Meclisten karar geçmez de sınırlar açılır ise durum vahim bir durum olacaktır.

Kürt, Ermeni, Rum, Hıristiyan, Demokratik açılım filan derken, "Biz de Türk Açılımı İsteriz" diyen genç beyinler çıkmaya başladı...

Gelin Alın... Biz buradayız... derlerse PKK'nın belirlediği sınırın berisine gelemezsiniz...
 
 <_script /><_script />

Yorumlar  

 
# Baki Güner 2009-10-12 11:11
Düşünücelerimiz e ışık tuttuğunuz için size teşekkür ediyor Yazınızın tamamına katılıyoruz.Millet olarak sabrımızın son noktasına dayandığının bilinmesini istiyoruz Biz de Türk açılımı istiyoruz Türk Birliğinin Hızlı bir şekilde gerçekleştirilm esini istiyoruz.Yedi düvelin Karabağı işgal ederek Türk dünyasıyla aramıza çektiği setin yıkılmasını istiyoruz.
www.turkocaklari.org  sitesinden alınmıştır 

Yorum (0) Kalıcı Bağlantı