Çok güzel bir mesaj… Bayıldım.
Çok güzel bir mesaj… Bayıldım.
- Bilmeyen ve bilmediğini bilen çocuktur, ona öğretin.
- Bilen ve bildiğini bilmeyen uykudadır, onu uyandırın.
- Bilmeyen ve bilmediğini bilmeyen aptaldır, ondan sakının.
- Bilen ve bildiğini bilen öncüdür, onu izleyin.
Usta bir ressamın öğrencisi eğitimini tamamlamış. Büyük usta, öğrencisini uğurlamış. Çırağına " Yaptığın son resmi, şehrin en kalabalık meydanına koyar mısın" demiş.
" Resmin yanına bir de kırmızı kalem bırak. İnsanlara, resmin beğenmedikleri yerlerine bir çarpı koymalarını rica eden bir yazı iliştirmeyi de unutma" diye ilave etmiş. Öğrenci, birkaç gün sonra resme bakmaya gitmiş. Resmin çarpılar içinde olduğunu görmüş. Üzüntüyle ustasının yanına dönmüş. Usta ressam, üzülmeden yeniden resme devam etmesini tavsiye etmiş.
Öğrenci resmi yeniden yapmış.Usta, yine resmi şehrin en kalabalık meydanına bırakmasını istemiş.
- Fakat bu kez yanına bir palet dolusu çeşitli renklerde boya ile birkaç fırça koymasını söylemiş.
- Yanına da, insanlardan beğenmedikleri yerleri düzeltmesini rica eden bir yazı bırakmasını önermiş.
Öğrenci denileni yapmış. Birkaç gün sonra bakmış ki, resmine hiç dokunulmamış. Sevinçle ustasına koşmuş. Usta ressam şöyle demiş:
"İlkinde, insanlara fırsat verildiğinde ne kadar acımasız bir eleştiri sağanağı ile karşılaşılabileceğini gördün. Hayatında resim yapmamış insanlar dahi gelip senin resmini karaladı.
İkincisinde, onlardan müspet,yapıcı,olumlu olmalarını istedin. Yapıcı olmak eğitim gerektirir. Hiç kimse bilmediği bir konuyu düzeltmeye cesaret edemedi.
- Emeğinin karşılığını, ne yaptığını bilmeyen insanlardan alamazsın.
- Değer bilmeyenlere sakın emeğini sunma.
- Asla bilmeyenle tartışma.
'TANRIM , MADEM KADINI YARATACAKTIN , O ZAMAN
> BAYILDIMMMMMM:))))
>
>
> insanligin ilk varoldugu dönemde , adamin
> biri seytani
> yakalamaya karar vermis.
>
> Ancak bunun için 40 yil Tanri'ya ibadet etmesi
> gerekiyormus.
>
> Karisiyla , dostlariyla ve bütün dünyayla
> iliskisini
> kesmis, kendisini ibadete adamis.
> 40 yil sonra Tanri , ibadetinin
> karsiligi olarak ona
> agzi kapali bir sisenin içinde seytani sunmus.
> Artik özgürmüs adam.
>
> Dünyada neler olup bittigini görmek, nelerin
> degistigini ögrenmek için sabirsizlaniyormus.
> siseyi karisina teslim etmis, ona iyi sahip
> olmasini söylemis ve disariya çikmis.
> Kadincagiz seytani çok merak ediyormus.Ve
> merakina yenilip sisenin agzini açivermis...
>
> Açar açmaz da seytan siseden firlayip cikmis
> ve gülmeye baslamis.
> Merakina engel olamadin ve kocanin 40 yillik
> emegini
> bosa çikardin ' diye alay etmis kadinla.
> Yok canim ' demis kadin. 'Sen hiç o sisenin
> içinde olmadin ki
>
> 'Nasil olur? ' diye haykirmis seytan. 'Sen de
> gördün...siseden çiktim ben ! '
> 'Hiç o sisenin içinde degildin,
> inanmiyorum buna.
> Nasil küçücük siseye girebilirsin ki? '
> Kafasi atmis seytanin . 'Gireyim de gör !
> demis ve yeniden sisenin
> içine girivermis.
>
> iste böyle...Adamin seytani hapsetmesi 40
> yilini,kadinin ise yalnizca 5 dakikasini almis.
> seytan da söyle isyan etmis Tanri'ya :
>
> 'TANRIM , MADEM KADINI YARATACAKTIN , O ZAMAN
> BENi NEDEN YARATTIN ? '
>
Satış Yapmanın SIRRI
Bir köy çocuğu şehrin en büyük marketinde işe başvurur. Dünyanın bu en
büyük alışveriş merkezinde her şey ama her şey satılmaktadır. Patron
sorar:
- Daha önce hiç satıcılık yaptın mı?
- Evet köyümde bu işi yaptım. Patronun gözü çocuğu tutar:
- İyi, yarın başlıyorsun.
Ertesi gün akşam olur ve patron çocuğu karşısına alır;
- Evet, bugün kaç satış yaptın?
- Bir, ama biraz uzun sürdü !
- Ne bir mi? Diğerleri 20-30 satış yaptılar, Nasıl bir? Kaç dolar tuttu peki?
- 320.000 USD doları. Patron şaşırır ve sorar:
- Nasıl becerdin bunu?
- Adama başta küçük boy bir olta, sonra orta boy ve sonra da büyük boy
bir olta sattım. Adama nerede balık tutacağını sordum. Kıyıda diyince
bir tekneye ihtiyacı olduğunu söyledim. Tekne bölümüne indik ve çift
motorlu, yelkenli, lüks bir yat sattım.
Patron kendinden geçer:
- Ne diyorsun, bütün bunları bir küçük olta almaya gelen adama mı sattın?
Genç çocuk cevap verir :
- Yoo aslında karısı için bir tane orkid istemişti... Ben de ona şöyle dedim:
" Senin hafta sonun mahvolmuş, sen en iyisi balığa git..."
:))
OKUMANIZI TAVSİYE EDERİMM....
Yeryüzünde insanlar ya sigara içerler ya da içmezler. İçenler, sigaralarını çakmak ya da kibritle yakarlar. Ve bunların bir kısmı da kanserden ölür. Ama, dünyada demir çelik haddehanesinde çalışan hiçbir işçinin, sigarasını yakmak amacıyla 600 tonluk pres makinesinin arasından emekleyerek geçip 2450 santigrat sıcaklığındaki fırına ulaşmaya çalışırken can verdiği görülmemiştir. Türkiye'de görülmüştür, Karabük'te...
Bütün dünyada haşerat, özellikle sivrisinek vardır, buralarda da sinek ilacı kullanılır. Ama, sivrisinek yutup da midesine kaçan sineği öldürmek üzere ağzına Shelltox sıkmak suretiyle zehirlenip ölen, Türkiye'dedir. İstanbul, Sultanbeyli' de...
Dünyanın her yerinde insanlar berbere gidip tıraş olurlar Ama hiçbir berber, rahatlatmak amacıyla müşterinin kafasını sağa sola kanırtırken adamın boynunu kırıp onu öldürmemiştir. Türkiye'de öldürmüştür, Erzurum'da..
Dünyanın hiçbir yerinde bankamatikten para çekmek için düğmeye bastığınızda elektrik çarpmaz ve ölmezsiniz Türkiye'de ölürsünüz, Bozcaada'da. ..
Dünyanın hiçbir yerinde, otoyolda giderken radyoda duyduğu göbek havası eşliğinde göbek atmak için arabayı 'sağ şeride çeken' ve az sonra da arkadan gelen arabanın çarpması sonucu ölen bilinmez. Türkiye'de bilinir, Adapazarı'nda. .
Nüfus sayım günü sokağa çıkma yasağı nedeniyle bomboş otoyolda (Dünyanın hiçbir yerinde böyle bir şey yoktur ve olamaz) sayım görevlisi 'bariyerlere' çarpıp ölmez. Burada ölür, Gebze'de
Dünyanin hiçbir yerinde aynı işyerinde biri gece, biri de gündüz vardiyasında çalışmakta olan ve her ikisi de 'mobilet' kullanan bir baba-oğul, birisi işten çıkıp eve gider, öteki evden işe gelirken bir kavşakta karşılaşmazlar ve birbirlerine selam vermek için ellerini kaldırınca çarpışıp her ikisi de ölmezler. Burada olur, Konya'da...
Dünyanın hiçbir yerinde marangoz atölyesinde çalışan işçiler paydosta üzerlerindeki talaşları temizlemek için birbirlerine 'kompresör' tutarlarken, biri ötekine şaka yapmak için kompresörü onun arkasına tutmaz, öteki de 'şaka öyle olmaz böyle olur' diye aynı kompresörü berikinin makatına sokmaz ve adam bağırsakları Patlayarak ölmez. Bizde olur, İstanbul, Ayazağa'da...
Dünyanın hiçbir yerinde gemi mühendisi kazanı kontrol etmek için kazana girdiğinde biri gelip kazanın kapağını kapatmaz ve sonra da gemi yola çıkmaz. Bizde olur, Kocaeli, Dilovası'nda. ..
Dünyanın hiçbir yerinde bir adam ayakkabısının içine kaçan taştan kurtulmak için elektrik direğine yaslanıp ayakkabısını çıkarıp silkelediğinde, yoldan geçen bir başkası onu elektrik çarptığını sanmaz ve elektrikle bağlantısını kesmek amacıyla kafasına kürekle vurarak onu öldürmez. Bizde öldürür, Rize'de..
Şekere Boy Abdesti
ŞEKERE BOY ABDESTİ
"Bazı şehirlerimizde, meselâ Erzurum'da, çay içilirken şeker çaya
karıştırılmıyor, kıtlama yapılıyor. Bunun çıkışı ise çok ilginç...
Eskiden meselâ İran'da çaya tatlandırıcı olarak hurma ve üzüm
katılıyordu. İngilizler İran'a şeker satmaya kalktıklarında bunu
başaramadılar. Sonra İranlı Mollalarla irtibat kurdular. (İranlı
Mollaları bizim Diyanet İşleri Başkanlığı gibi düşünelim.) İngilizler
Mollaların vereceği fetva karşılığında kazancın % 10'nu teklif
ettiler. Nitekim bir Cuma Namazı'nda (İran'da Cuma Namazları o
bölgenin en büyük camisinde ve çok kalabalık olarak kılınıyor) Cuma
Hutbesi'nde Mollalar şu vaazı verdi: "Siz Allah'ın nimeti olan hurma
ve üzümü nasıl olur da çaya katarsınız! Bundan böyle çaya şeker
katacaksınız!" Bu vaazdan sonra İranlılar çaya şeker katmaya
başladılar.
İşler yoluna girince İngilizler Mollalara verdiği % 10 payı satışların
iyi gitmediği gerekçesiyle vermemeye başladı. Bunun üzerine Mollalar
ikinci bir fetva verdi Cuma Hutbesi'nde: "Gâvur icadı şekeri çaya
katmak caiz değildir!..." Bu fetva üzerine İranlılar evlerindeki
şekerleri sokaklara döktü... İngiliz firmaları bunun üzerine baktılar
olacağı yok, Mollalarla yeniden masaya oturdu. Fakat Mollalar bu sefer
% 20 pay istedi. İngilizler çaresiz kabul etti. Mollalar Cuma
Hutbesi'nde bu sefer şöyle fetva verdi: "Biz size çaya şeker katmayın
dedik ama sokaklara dökün de demedik, şekeri sokağa dökmeyeceksiniz,
şekeri çaya batıracak ve böylece gâvur icadı şekere boy abdesti
aldıracak ve öyle içeceksiniz.
Yazı HYP Denizli İl Başkanı Yatağanbaba'nın Basın Açıklaması"dır
Açıklamamın tam metni / orjinali şu blogdadır: http://tarimticaret.blogcu.com/5162871/
Yorum (2) Kalıcı Bağlantı